10 January 2008

Dil ve Düşünce Özürlü Gazeteciler Bayramı

Eli Ayağı Tutan Doktorlar Bayramı !..
Elbette böyle dangalakça bir bayram adı olmaz değil mi? Bunun yerine ne olabilir? 'Tıp Bayramı'... Her yılın 14 Mart'ında, tıp alanında emek vermiş, her yaşta ve her durumdaki meslek erbabı tarafından kutlanır, kutlayamayanlar tarafından bile, sevinci yüreklerde hissedilir.. ..

Fiilen Sekiz Saat Mesai Yapan İşçiler Bayramı!..
Tabii ki, böyle angutça bir bayram adı da olamaz. Onun yerine olacağı; 'İşçi Bayramı' dır. Her yılın 1 Mayıs'ında, sadece işgücünü satarak geçinen, bu tanım kapsamındaki milyonlar, işlisiyle, işsiziyle; çalışanıyla, emeklisiyle; meydanlara dökülüp bayramlarını kutlar, kutlayamayanlar bile, bu coşkuyu yüreklerinde hissederler.

Meslek bayramlarının örnekleri bu şekilde, 'hangi adın uygun olup, hangi adın olmadığına' örnekler verilerek çoğaltılabilir.

Bugün 10 Ocak.
Yine bir meslek bayramı.
Takvimlerinizin, ajandalarınızın bugünkü yapraklarından, bu bayramın adını okuyabilirsiniz:

Çalışan Gazeteciler Bayramı!..

Evet, bayramın adı aynı bu şekildedir. Yani adından anlaşılması gereken, bu bayram; Gazetecilik mesleği erbabı arasında, sadece ve sadece 'fiilen çalışmakta olanları' kapsamaktadır.

Yani adının sınırlandırdığı anlamdan dolayı; Emekli bir gazetecinin bu bayramı kutlaması caiz değildir. Bir yazısı nedeniyle hüküm giymiş olarak ceza evinde bulunan bir başka gazeteci de, bayram kapsamına giremez. Periyodik tasfiye dönemlerinde yüzlercesi kapı önüne konan, yani işten atılan gazetecilerin ise, çalışan arkadaşlarını kutlamaları dahi, usule mugayir olsa gerektir!

Şimdi soruyorum; Adı bundan daha garip, bir meslek bayramı duydunuz mu?..

Bayramın adı önüne gelerek, böylesine hamhalat bir anlam ortaya çıkaran 'çalışan' kelimesinin elbette tarihi bir nedeni bulunmaktadır.
1960 ihtilalinin meyvesi olan ve çalışma hayatının iyileştirilmesini sağlayan yasal düzenlemeler, basın alanında kendini 212 sayılı yasayla göstermiştir.

Gazetecilerin çalışma hayatındaki koşulları ve hakları iyileştiren 212 sayılı yasa, 9 Ocak 1961'de yürürlüğe girerek, gerçekten gazetecilere 'çalışma hayatında' önemli kazanımlar sağlamıştır. 10 Ocak'ın Gazeteciler Bayramı kabul edilmesinin nedeni budur. Sözcüğün, salim bir türetimde bulunmaması gereken yere yapışması da, o coşku ile olmuştur.

Ancak aradan 50 yıla yakın bir zaman geçmiştir. Bu zaman zarfında, bir zaman 'çalışan' durumda olan, onbinlerce gazeteci, emekli olup, gazeteciler cemiyetlerinin lokallerinde kalan hayatlarını tüketmiş, binlerce gazeteci, ekonomik ve siyasal daralma nedeniyle, ekmeğini başka sektörden kazanmak üzere asli mesleğinden ayrılmış hasılı köprülerin altından çok sular geçmiştir.

Ancak bunca zaman zarfında, kimsenin aklına; "Yahu arkadaşlar; Gazetecilik bir meslektir ve insan yapsa da, yapmasa da, sahip olduðu mesleğin erbabıdır. Şu bizim bayramın başından, 'Çalışan' sözcüğünü çıkaralım; bunu 'Gazeteciler Bayramı' yapalım. Burada vahim bir dil hatası, ona bağlı olarak da ciddi bir kapsam hatası yapılıyor" demek gelmemiştir.

Halbuki; enstürmanı 'konuşalan dil olan' bir kaç meslekten biridir gazetecilik. Ömrünü bu mesleğe vermiş biri olarak, mevcut adıyla bu bayramı ancak; 'Dil ve Düşünce Özürlü Gazeteciler Bayramı' olarak kabul edebilirim ki; bu haliyle de temennim;

'Kutlu olsun' demek yerine 'Geçmiş olsun' demektir...


Fikri Nazif AYYILDIZ
http://www.fikrinazifayyildiz.com/

11 comments:

Mine said...

Hoşgeldin Sanem,
Ne zamandır birşeyler yazmanı bekliyordum.
Geldin ve yaraya parmak basan bir yazıyla...Tekrar hoşgeldin
Sevgiler

Punto said...

Ben de önce hoşgeldin diyorum, sonra da yazını bizim meslekle ilgili bir konuya ayırdığın için teşekkür ediyorum.
Yazı güzel. Ancak kişisel düşüncem "Çalışan gazeteciler" ibaresi değişse ne olur değişmese ne olur şeklinde. Patronlara karşı bir direnişi gün olarak kabul etmişiz. Yani patronlara "siz gazeteleri kapattınız ama biz gazete çıkararak yine çalıştık" mesajı verilmiş.
Sanırım önemli olan "kelimeler" değil, bugün işsiz gezen ya da maaş alamadan çalışanların sayısının çokluğudur.

Dantelci said...

MERHABA SANEMCIM, UZUN ARADAN SONRA GUZEL BIR YAZIYI SAYFANA TASIMISIN. ISIN ASLINI PUNTO YAZMIS YUKARIDA, KATILIYORUM.

SEVGILER

sennur said...

Canım biz bayramı sever milletizdir, 365 gün olsa kesmez bizi. Ayrıca "deliye her gün bayram" da deriz
Sevgiyle kal

Anonymous said...

Merhaba Sanem Hanım,
Artık gazetecilikten ticarethaneye
dönüşmüş-bazı-medyaya verilecek en
güzel cevap,satın almamak veya
reklam vermemek olduğu kanısının
toplumda yaygınlaşması düşüncesini
taşımaktayım.
Selamlar,
Nur Aksoy

fikriminincegülü said...

Çok güzel bir yazı paylaşmışsın. Konu derin. Sanırım çok uzun tartışılması ve üzerinde çok düşünülmesi gerekli. Ne zaman böyle bir çarpıklık görsem şu veciz söz gelir aklıma: "Deveye sormuşlar boynun neden eğri? Demiş nerem doğru ki?"
Sevgiler canım.

Lezzet Aşkı said...

Sanem nihayet döndün...Hoşgeldin. GÜzel yazıyı paylaştığın için teşekkür ederim...Ne doğru sözler...Sevgiyle kal...

REALITY said...

Ben de Punto Bey'in görüşlerine
katılıyorum.Gazeteci olarak güzel
yorumlamış.
Sevgiler.

sanem said...

Yorumlarınız için teşekkür ederim, Punto amcanın da dediğine katılmakla beraber bu aralar merakla beklemekteyim ne olacak acaba bu işlerin sonu! Geçen bir köşe yazısına gelen yorumda da okuduğum gibi, ALIŞACAK MIYIZ gerçekten!!!

Asortik Krep said...

Bence önündeki "çalışan" ibaresi o günün anlamına çok şey kattığı için kalması önemli..Sonuçta haklar için kutlanan bir gün .. kalkabilirde o zaman bir fark olmaz gazeteciler açısından.Bir gazeteci kolay kolay emekli olamıyor çünkü.Bakınız Punto Amca..Maşallah bloğu gazete gibi:) hatta dergi..

Zaten 11 temmuz basın günü olarak kutlandığı için ve basın çok genel anlamlar içerdiği için ayrıca çalışan gazeteciler günü olarak kutlanması daha güzel..(bence)

Diğer konuya gelince..Zor bir iştir genel olarak.Dikkatinizi çekerim ki yeri gelince blogda bile fazla sivri yazı yazamıyor insanlar hatta yorumlar.O insanların bazıları kelle koltukta çalışıyorlar.İtilip kakılıyorlar ve az maaşlarda işçilik yapıyorlar.Bayramı seyranı yok.Gazetecilik sadece köşe yazarlığından ibaret değil.Gördüklerimiz görmediklerimizin sadece bir kısmı..Hatır gönül işiyle gidip köşe yazanlara uyuz olmak lazım aslında bu ülke ne politikacılara katlanıyor üç beş uyuz gazeteciyi de idare eder diye düşünüyorum :)

KNITTING ART said...

Çok güzel "etamin" örnekleri gördüm sayende, ellerine sağlık.Sen de benim "büyük kızım"da AB'ye rağmen yurtdışında tahsil yapmaya çalışan "kahramanlarsınız" bence...
Buralarda düşünceler,cümleler,
kalemler SATILIK olmaya hazırmış zaten, bu durumda "hergün bayram" yapabiliriz.Görüşmek üzere-sevgiler,