26 March 2008

Portobello Cadısı


Portebello cadısı Athena, din gibi son derece hassas bir konuya girmekle kalmamış, daha da ileri giderek, milletçe çok yakından ilgilendiğimiz, hatta savaşlardan, grevlerden ve doğal felaketlerden daha önemli bulduğumuz diyetten söz açmıştı. Hepimiz Tanrı'ya inanmayabiliriz, ama hepimiz zayıflamak isteriz. Antoine Locador, Tarihçi



Kendimize karşı her zaman içten olma cesaretini nasıl ediniriz, kim olduğumuzdan emin olmasak da? diye soran Paulo Coelho'nun bu kitabını önceki eseri Zahir kadar olmasa da sevdim. Kendisine Athena diyen Şirin Halil'in konsantre olamadığı kelime arası boşluklarını doldurma yolculuğu. Kendini arayan kızın hayatında dans ise Aya Sofya'ya giden yol. Kitapta da bahsi geçen mandalalarımı ortaya çıkardım bu bahane ile, ne vakit tekrar boyamaya başlarım bilmiyorum gerçi. İki hafta sonra okul ve iş hayatıma geri dönüyorum. Bu kalan zamanımın keyfini çıkarıyorum; yeni kitaplarımla kuçaklaştım geçenlerde, çoktan biten etaminlerimin fotoğraflarını çekip yayınlamaya hazırladım, evi de baştan aşağı bir bahar temizliği ile tanıştırdıktan sonra, kendimi ısınan havalara kaptırıp bir kaç günü de çayır çimene, eşe dosta, çarşı pazara ayırırsam, yeterince hazır olurum. Ondan sonra daha programlı hayat beni bekliyor, bu bloguma da yansır ve artık daha düzenli yazarım.

Kitabı tavsiye ederim, yanındaki ise Barnes and Nobels'ın Smith'in sıcak elmalı cüzdanı isimli tatlısı. Milföyle sarılmış tarçınlı elmayı ısıtıp ikram ediyorlar, Smith kim bilmiyorum. Her seferinde aynı şeyi ısmarlamayacağım diye nafile söz veriyorum kendime.

12 comments:

Goddess Artemis said...

Ben de çok sevmiştim Portobello Cadısı'nı :o)

KNITTING ART said...

HI, MY DEAR...
It's a pleasure to hear you'd watched that film! I read all your old posts, and liked them.
DAA Ben bir Türk'üm biliyorsun, unutmamak için İngilizce'ye devam ediyorum ama bana her konuda "kendi dilimizden" de yazabilirsin tatlım :)Sevgiler gönderiyorum sana,

SaNeM said...

Ben de Suskunlar'a başlamak için sabırsızlanıyorum Goddess :)


Knitting art, elbet biliyorum da format ingilizce olunca, e soru da ingilizceydi, e normal olarak soruya göre karşılık verdim, japonca sor mesela, ona da öyle cevap veririm :) Şaka bir yana blog ingilizce olunca öyle uygun gördüm, bir dahakine dediğin gibi olsun.

Admin said...

SANEMCIM MERHABA,
PAULO COELHO NUN KITAPLARI ILGINC VE GUZELDIR. YAZDIKLARINDAN BELLI KI BU KITABIDA OKUNACAK GUZELLIKTE.
CANIM ALTTAKI ETAMIN TABLON COK SEVIMLI OLMUS SENIN GIBI. ELLERINE SAGLIK.
SAGLIKLI VE HUZURLU HAFTASONLARI DILERIM.
SEVGILER, HATICE

Lezzet Aşkı said...

Desene artık daha sık yazacaksın :) Çok sevindim o yüzden. Çalışmayı özlemişsindir herhalde ama ben çalışmaya niye ara verdiğini atlamışım :( Sorsam ayıp olur mu :( Öpüyorum...

ozguncehobi said...

Sanemcim hazirlanmissin bakiyorumda bahar temizligide bitmis super ya... Yeni is hayatinda basarilar diliyorum simdiden bol sans..

Ferhanca said...

Ben de bu kitabi getirdim .daha baslamadim ..sevgiler

YILDIZNAF said...

Merhaba Sanem'cigim,
Bakalim ne etaminler yaptin diye geldim ama kitap gorunce de sevindim. Oyle cok ozledim ki bir kitaba dalip gitmeyi. Tavsiyeni dinleyecegim, tarcinliyi da kacirmayacagim bilesin !

SaNeM said...

Merhaba Dantelci, uzun zaman sonra hoşgeldin :) Bu romanından ziyade Zahir'i de tavsiye ederim. Pek duyulmadı aslında, ama ben sevdim. Ben de güzel bir hafta dilerim.

Lezzet aşkıcım, okuldu, çalışma izniydi, oturma izniydi derken bir nevi göbek büyütme evresini yaşadık, herşey yoluna girince sıra geldi mesai saatlerine.

Özgünce hobi, yok henüz bitti sayılmaz, daha kışlıkları da kaldırsam mı diye düşünüyorum iyice havaya girmişken. Teşekkürler dileklerin için :)


Ferhanca, yakin olsaydık diye iç geçiriyorum inan, hatta Berceste ile de bu konuda kulaklarını çınlattık. Hazır çay da varken, o manzarada okunur bu kitap ;)

Yildıznaf, ben de kitapçıdan kitap almasını özledim, kendi dilimde ama. Seka mamulü kağıt kokusu olmasa da artık, arada koklamayı.
Elmalı harici bir çeşidi daha var bu cüzdanın, ben denemedim gerçi.

Geveze Kalem said...

Sayaç listeme göz atarken rastladım blogunuza. Epeydir buralardayım, keyifle inceledim, okudum. Etaminler beni baştan çıkarmak üzere.:) Ama maymun iştahlı bir ikizler olduğumu hatırlayarak, şimdilik bu heyecanımı askıya almaya karar verdim. ;-) Bir de sanırım sabır isteyen bir uğraş, acaba beni bu konuda ehlileştirir mi? :) Neyse, sanırım yine de bir süre sonra, "Anlamadım, nasıl işlenir bu meret?" konulu bir mail bulabilirsiniz mail kutunuzda.:)

Bu kitap birkaç haftadır elimin altında dolanıyor. Başladım başlamasına da devam edemiyorum bir türlü. Ama reklamı iyi yapmışsınız, bu gece daha istekle elime alacağım sanırım.

Bir çırpıda epeyce post okuyunca yazacak çok şeyi oluyor insanın ama ilk seferde baygınlık getirmeyeyim.:)
Sevgiler...

SaNeM said...

Geveze kalem :) Bayginlik ne demek, pek memnun oldum. Sabir konusunda etaminin beni adam ettigi gercektir, hatta sabit oturabilmemde, sadece tek bir seye konsantre olabilmemde buyuk cabalari vardir kendilerinin, tavsiye ederim.

sunrise said...

Sevgili Sanem,
O gunku Interview iyi gitti desene. Ben de soracaktim. Hadi bakalim yeni hayatinda basarilar sana. Ben de cok severim Paulo Coelho'yu ama nedense Zahir kocamin basucunda durmasina ragmen elim degmemisti bir turlu. simdi benim de aydinlanma zamanim...
Acaba Smith, Granny Smith elmasina ithaf olabilir mi?
Sevgiler