04 May 2008

Fotosu yoksa, etaminden yaparız.


12/13 yaşlarında, muhtemelen Milliyet Çocuk Dergisi'ndeki mektup arkadaşı köşesinden iki kişiye yazmıştım, biri Fransız'dı digeri Afrika'lı. Afrika'dan geldi mektup. Penelope Zimbabwe'den yazıyordu, hafif sarımsı bir kağıt kullanırdı ve ben her mektup gelişinde o kağıtları koklardım. Ya terli el kokusunu seviyordum ya da merak artık. Ben yeni başladığım kitaplarımı da açıp şöyle bir koklar, Dalaman Seka'yı anar, o kağıt kokusunu özlerim.


Penny ile, ki kendisine hiç böyle hitap etmişliğim yoktur, bir seneye yakın mektuplaşmış olmalıyım. İlk mektuplarımızda yazmış da yazmış, diğerlerinde tıkanıp kalmıştık karşılıklı. Ben Türkiye'nin dört mevsim olduğundan bile bahsettiğimi hatırlıyorum, onun yazdıklarından da annesinin öğretmen olduğu ve dört kardeş oldukları aklımda. Benden fotoğraf istemişti, ona en sevimlisini göndermiştim, o ise fotoğrafı olmadığını söyleyince daha çok mu koklar oldum mektupları bilmem ama ikimizin de o yaşlarda tecrübe ettiği şey çabuk tüketilen ilişkiye örnekti herhalde. Az zamana çok şey sığdırmıştık o zamanki dünyamızla, sonrasında yazacak ve ne mantıksız ki soracak şey bulamamış olmalıyız.


Memleket gündemi Zimbabwe'yi ne kadar meşgul eder malum da, arada Türkiye adı geçince beni anıyor mudur diye ben bu etamini işlerken çınlattım kulaklarını.

13 comments:

Ebruli said...

Afrikalı bayan harika olmuş. Özellikle de elbisesi...

Afrika'dan mektuplaştığın arkadaşın belki seni hatırlamayabilir, bence normal. Niye dersen; ilkokul ve ortaokul ikinci sınıfa kadar birlikte okuduğum arkadaşımla yıllar sonra yolda karşılaştım. Çok şaşırmıştım, inanamamıştım.Tam olarak onu 12-13 yıldır hiç görmemiştim.O zamanlar ikimizde farklı şehirlerde yaşıyorduk. çünkü.Onu hemen tanıdım, kendim bile bu davranışıma şaşırdım. Adını, soyadını, hangi okulda beraber okuduğumuzu söylediğim halde beni asla hatırlamadı.Benimle hiç ilgilenmedi bile.Sonuçta evrimde geçirmedim, hala o yaşlarımdaki halimede benziyorum. Neyse çok bozulmuştum. Ama onun adını soyadını, nerede yaşayıp ve hangi ilkokulda ve ortaokulda okuduğunu nerden bildiğimi bile, merak edip sormamıştı bana.O gün yaşadıklarım beni çok üzmüştü. Beni hiç bir şekilde hatırlamamıştı.

Bu yüzden kısa bir süre mektuplaştığın biri de seni hatırlamayabilir ya da tam tersi senin gibi o da hatırlayabilir. Ama unutursa da, normal bir davranış kalır bu anlattığımın yanında.

Sonuçta kimimiz balık, kimimiz ise fil hafızalıyız işte...

KEO said...

çok beğendim Sanem eline ve emeğine sağlıkk.

nilly said...

Cok guzel olmus. Bana da mektuplastigim birini hatirlattin. Sen boyl bir konuya deginmeseydin aklima bil gelmezdi herhalde :) Lise hazirliktaydim. Sanirim okul araciligiyla olmustu. O zamanlar yeni moda birseydi bu. Benimle mektuplasan kiz Almanya'dandi. Ingilizce yazisiyorduk ve tesadufe bakin ki Almanya'dan Turkce bilmeyen bir Turk kizi bulmustum :) Bizimkisi oyle bir sene filan surmedi. Birkac mektupda bitti. Adini bile hatirlamiyorum malesef.

Berceste said...

Ben de Japon mektup arkadaşlarımı hatırladım!
Eline sağlık, çok güzel işlemiş ve fotoğrafını çekmişsin.

Anonymous said...

Emeğinize,ellerinize sağlık,çok
güzel olmuş.Ben de ortaokul da USA,
Ohio veya Cleveland-yanlış anımsıyor olabilirim-mektup arkadaşım Ruth Harrison'u hatırladım.Aradan 35 sene geçti,ara
sıra merak ederim.Adresi olsa belki
de yazardım.Ne güzel olurdu tekrar
yazışmak.
Sevgiler,
Ayşegül Pırlanta

Anonymous said...

Elinize sağlık Sanem hanım. Bu örnekten evin hol kısmına pano işlemek istiyorum.Mümkünse şemasını ya da örneğin boydan çekilmiş yakın fotoğrafını gönderebilir misiniz? Yayınladığınız fotoğraflarda zenci kızın baş kısmı görünmüyor. Şimdiden teşekkür ederim. Hoşcakalın.. "Sevgi"

Admin said...

canim geriye kalan cok guzel anilarin olmus, ortu cok cok guzel olmus, eline saglik.
saglikli ve mutlu haftasonlari dilerim, sevgilerimle...

sennur said...

Sevgili Sanem, harika bir figür, Afrika kadının o ince, uzun, naif silüeti beni hep etkilemiştir. Ellerine sağlık. Anneler günün kutlu olsun, güzel bir hafta dileklerimle
Sevgiyle kal

SaNeM said...

Ebruli, bu Afrika'lı kızın elbisesi ebruli iplerle yapıldı, iplerin nerde renk değiştireceği belli olmuyor bu ebrulilerle, o yüzden çok zevkle yapıyorum.

Ben de aslında çok fil hafızalı değilim ama hani ömründe kaç tane Türk'le mektuplaşmıştır ki bizim Penny, hatırlamazsa darılırım valla :)


Teşekkür ederim Berceste, sobeyi de unutmadım bak. Fotoğrafları gün ışığında çekmeye gayret ediyorum. Kulaklarını çınlatıyorum, biraz daha eğilsem şu fotoğraf işine aslında...


Teşekkür ederim Keo ;)


Nilly, Almanya'dan bir Türk kızı demek, kısa sürmüş sizinki de. O zamanlar böyle bir furya vardı gerçekten, Blue Jean dergisi vardı bir de bak, her ay liste verirdi.


Ayşegül hanımcım, soyadını bilsem ben de sanırım feysbuktan bakardım Penny'e, 'naber kız, şaşırdım' diye mesaj atardım. Uzun süre mektuplaştınız mı, sizden haber alsa şimdi sevinir eminim.


Sevgili Sevgi, birazdan senin etaminini yayınlıycam.

Admin'cim teşekkür ederim, bu tabloyu da bir arkadaşıma gönderiyorum bu hafta içi, o da etamin sever ve hatta çizer.

Şennur'cum senin de anneler günün kutlu olsun. Afrikalı Patience isimli bir arkadaşım var bu sene iş yerinde, gerçekten dediğin gibi fizikleri, bir de altı yaşında çocuğu var, bir gram yağ yok, tutmuyor yağ bizde Sanem dedi.

pigmelerle.dans.eden said...

Ona Turkiyede 4 mevsim oldugunu soylemek cok abes degil. Aynen sana burda mevsim olmadigini ve tum yil 18-20 derece bir gece ve en fazla 30 dereceye cikan bir gunduz yasadigimizi soylemem gibi :) Kar gormemis insanlarin arasinda yasiyorum, kaloriferin ne oldugunu ve nasil isitabildigini bilmeyenlerin ulkesi burasi.
Zimbabwe ile ilgili o kadar cok sey var ki yazmak istedigim :(
Neyse, bu kadini cok begendim demek icin baslamistim yazmaya...
Sevgiler Ekvatordan,
Meltem

Geveze Kalem said...

Sevgili Sanem,
O kadar güzel yapıyorsun ki bu çalışmaları, hayran olmamak mümkün değil. Bence senin yaptıklarını, diğerlerininkilerden ayıran iki önemli özellik var; birçok kişi bu çalışmaları yaparken önceliği temiz işlemeye ve orjinaline olabildiğince benzetmeye verir. Ama seninkilerde müthiş bir renk dengesi ve sanatsal ifade var bence. (Çok bilirmiş gibi konuştuğum için kusura bakma ama güzel sanatlar fakültesinde okudum ve desen, renk bilgisi konusunda biraz atıp tutmaya hakkımın olduğunu sanıyorum.;-))

Diğer özellik de şudur ki, elinle değil, gönlünle işliyorsun sanki. Her birinin ayrı bir öyküsü, anısı, tadı var. Etamin öykülerini okurken dilendiğimi ve hülyalara daldığımı söylemeliyim.
Tümü için ellerine sağlık.
Keşke satış yapıyor olsaydın.:(

Sevgiler...

Beny said...

Çok başarılısın Sanem.Böyle zenci kadın modelleri zaten çok revaçta bu sene.

Seni yazımda yayınlıyorum,linklerimi ekliyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

esra said...

Ya harikasınız,çok güzel olmuş.