21 September 2007


İki dosttuk biz, birimiz sessiz ve her daim sakin, bir diğerimiz ise tezattı. Eskiden yanyana olduğumuz zamanlarda sadece bir taraf en belirgin aktarırdı duygularını, en anlaşmazlıkların üzerine giden, biraz da şebeklik yapandı. Diğerimiz ise duygularını dışa vurmayan, ayakları hep yerde, ve belki de en kırılgan olandı. Ama uzaklaşmayı da sevmezdik birbirimizden, bir üçüncü kişi belki daha net anlardı bizim birbirimizi aslında ne çok sevdiğimizi. Biz, iki farklının çekimi denilen uyumun en anlaşılmazıydık. ( Böyle bir şiir mi vardı yoksa ben mi uyduruyorum?) Onbir sene beraber paylaşılan okul hayatı boyunca tek derdimiz ders çalışmak sanılsa da aslında ne rüzgarlarla yalpalanırdık bir biz bilirdik.

Sonrasında ise yollar ayrıldı, bir daha görüşmeyiz dedirtecek olay bile yaşandı. Aradan yıllar geçti, suskun kız sessizliğini bozup yıllar sonra bir diğerini buldu ve iki kız uzun yazışmaların ardından bu akşam da buluşuyorlar. Ben hala aynı, sanki araya hiç kopukluk girmemiş, birazdan gene Bahçelievler yedinci caddedeki Kıraç mantıda buluşacakmışız gibi, zaman akıp gitmemiş, beni de hiç etkilememiş gibiyim.

18 comments:

Anonymous said...

merhaba
link değişimi yapalım mı?
gunluk ziyaretcim 250-300 civarı. yardımcı olursan sevinirim.
Dr.Oktay
oktaytolga1969@hotmail.com
hepinizindoktoru.blogspot.com

Anonymous said...

sanem hanım ben de anonim yazan
bir insanım ve blog yazılarına
saygı duyuyorum.ancak saçma yorum
bırakanlar yüzünden bizim gibi iyi
niyetli anonimler de zan altında
kalıyor.

sizden rica etsem de benim de dahil
olmak üzere yukarıda ki yorumu
silermisiniz.Sevgiler,Özlem Su

Deniz said...

Eski dostluklar kimi zaman koptuğu yerden bir adım öncesinden sorunsuzca devam ediyor, kimi zaman da kopmasında bir keramet varmış dedirtircesine sürüyor. İkinizin dostluğu ilk türden olacak bence. Bazen ara vermek, değeri anlamaya faydalı olabiliyor. Bir de Kıraç'ın ekmek kadayıfı geldi aklıma :) Ankara'da öğrenci olmak ne güzeldi... Sanki hâlâ orada değilmişim gibi özeniverdim :)

BALDAN TATLI said...

B enimde yaklaşık 9 senedir görmediğim ve öğrencilik yıllarımda dostum dediğim bir arkadaşım var. Neden küsüştük, niye araşmaz olduk inan bilmiyorum. Başlarda aramak istedim annesini aradım, not bıraktım ama ne bir ses ne bir seda. Anlamak zor. Bana birebir denmiş olsaydı, ben sana şu nedenle kırgınım, bana bunu yapmamalıydım, en azından tamir etmeye çalışırdım. Neyse arzu etmedi herhalde.

Punto said...

Dargınlıklar aslında "dostlukların başlangıcıdır" derler.
Sizleri bilmiyorum ama benim bir "dostluk" formülüm var. Çıkarlarımız çatıştığında çıkarından fedakarlık yapabilen benim gerçek dostumdur. Zira ben fedakarlık yaparım, çok yaptım da. Şimdi diyeceksiniz ki bu formüle uygun çok dostunuz var mı? Hayır çok yok. Hele iş dünyasından hiç yok. Unutulduk gitti.
Bu blog dünyasına da aynı formülle yaklaşırsanız "gerçek dostunuzun" varlıklarını hissedebilirsiniz. Zira bu dünyada fazla çıkar ilişkileri yok. Duyguları paylaşma daha çok. Onun için bu ortamda dostlarımın "gerçek dostlarımın" artmasından mutluyum. Tıklanmaktan değil!...

Anonymous said...

merhaba sanem hanım,
dostluk...dostluk;hele talebelik yıllarından veya mahalle döneminden
(mahalle şimdi kaldımı onuda bilemiyorum)kalan dostluklar ne güzeldi...şimdi nereye neden koştuğunu bilmeyen,telaşlı bir toplum olduk.iş-güç-akşam tv;bırakın dostluğu komşuluk bile
kalmadı...ama şu da bir gerçek ki
siz kendinizle dost iseniz;gelip
geçici dostlarda çok...

insan bu koşuşturma içinde her şeyini paylaşabileceği bir kaç ger-
çek dostu olsada yeter diye düşünü-
yorum. ''dostluklar ne kadar eski
olursa,ulu çınarların kökleri gibi
ne kadar derinde olursa;sarsılması
da zor olur''.sevgiler,Ayşegül

Anonymous said...

Büyük ulu çınarlar sadece kendi öz
köklerinden beslenirler.Ancak
etrafını sarmış renkli sarmaşıklar
da ayrı bir renk;güzellik katar
kanısındayım.Sevgiler,Nur Aksoy

NAZLICA said...

Ben de geçen sene yaşadım böyle bir buluşmayı. Devam ediyoruz bıraktığımız yerden ama herşey değişti, farklı. Okul ve mahallede kurulan arkadaşlıkların üzerine pek ekleyemiyoruz maalesef. Çok iyi olmuş canım. Sevgiler

Sanem said...

Sevgili Özlem hanımcım, googledan bir hesap alırsanız, gmail de olur anonim olmayabilirsiniz, hem aslında böyle de kalabilirsiniz, baksanıza adınızı da yazmışsınız, bence gayet güzel.


Denizcim, valla ne birinci ne ikinci türden oldu, ne olduğunu zamana bıraktık ya, hadi hayırlısı. Kıraç'ın ekmek kadayıfını kaçırmışım ben, ama mantısını pişmeden satın almışlığımız, bir de utanmadan biz yaptık demişliğimiz ve yedirememişliğimiz vardır. Hey gidi Ankara günleri, çok severim, değişmem.


Sevgili Baldan tatlı, aynı duyguları geçen seneye kadar yaşayıp, sonrasında gelen bir telefonla da acayip sevinmiştim. İnsanın sebebini bilmediği kırgınlıklara dolaylı ozne olması çok kötü bir durum, ben aslında ifade sorunlu buluyorum bu insanları, kırıldığı şeyi belirtmek istemeyecek kadar kendine dönük, öylesini tercih eden de var demek, sabır ve kolaylık dilemek lazım kendilerine...


Sevgili Punto amca, iş dünyasından gerçekten neden kalıcı dostluklar çıkmıyor ( gerçi sebebi belli de), siz yazınca düşündüm de benim de iş hayatımdan dostum dediğim ve hatta hala görüştüğüm sadece bir kişi var. Verdiğiniz formul benim için de geçerli aslında, fedakarlık denilince abarttığım bile olmuştur, ama aynı minvalde olduklarımın sayısı az. Bu beni üzüyor mu peki, pek sanmıyorumö az da olsa yeterli olması yetiyor sanırım... Blog dünyası ise bambaşka oldu benim için, hele uzakken herşeyden, burada bir nebze bile sosyal olmanın, güzel arkadaşlıklar arasında olmanın keyfi beni mutlu ediyor.

Sanem said...

Aysegül hanımcım, dediğiniz gibi kişi kendisi ile dost olmazsa, bir anlamda önce kafası ve gönlü kendisi ile barışık olmazsa zaten başkasına da manen ne verir ki; verdiği de kendinden değil, tamamen zamandan, kendi zamanındandir, o zamana da yazıktır, önce kendine harcamalıdır, bence...


Sevgili Nur hanım, sarmaşıkları sorun olarak düşünürsek eğer gerçekten renk katmaması mümkün değil, teşekkürler ;)

Nazlı'cım, üstüne gerçekten birşey konulmuyor, aynı anılar bazen temcit pilavı olsa da, belki gene aynı şeylerden şikayetçi bile olsak da, gene de ufacıkken tanıdığın birinin yıllar sonra huy olarak hıc değişmemiş ama kocaman olmuş görmek hoş ;)

bocuruk said...

Sanem'ciğim,
Peki o nasıldı o da bıraktığınız yerde miydi? Bazı arkadaşlıklar dostluklar vardır ki araya giren zamana ve mesafelere rağmen tekrar görüşüldüğünde sanki o ayrılıklar hiç yaşanmamış gibi olur.
Sevgilerimle...

Dantelci said...

Sanemcim merhaba,
Arkadaslik guzel seydir, helede eskidikce daha da guzellesir.
Sirinem umarim iyilesmisindir, sevgilerimle guzel bir hafta dilerim.

fikriminincegülü said...

Eski dostları buluyorsun da, eski dostlukları malesef çoğu zaman bulamıyorsun. Kişiler aynı olsa da o günlerin tadını bir türlü yakalayamıyorsun nedense.:( Umarım sizin dostluğunuz zamana yenik düşmemiştir canım. Resme bayıldım bu arada.:)

Aybike Ceylan said...

Sanem'cigim,
Bazen maglesef bir sekildecsekilde arkadaslarimizla araya mesafe giriyor, anlamadigim nedenlerden dolayi. Ama bende genelde hep arar, dostlugumuzu kaybetmeme yolunda hep adim atarim.
bununda kazancini hep alirim, sevgilerimi gonderiyorum.

Anonymous said...

merhaba sanem hanım,dost arıyorsanız koşunuz pazar günü
konya'ya ya...mevlana'nın 800.yaş
günü kutlamalarına...arınmış-temiz
anadolu insanında ki dostluklar ne
güzeldir ve ruhlarımıza nasılda
sonsuz bir dinginlik verir...
(pazar günü televizyonlarımızı izlemeyi unutmayalım)
dostluk ve sevgi ile kalınız,reda

sennur said...

Sevgili Sanem, verilen arayı telafi edeceğiniz hoş zamanlar geçirirsiniz umarım. Okul arkadaşlıkları menfaat ilişkisine dayanmadığı için unutulmuyor, özellikle liseye kadar olanlar. Hayırlı kışlar vede hayırlı Ramazan dileklerimle
Sevgiyle kal

Tijen said...

Sanem'ciğim,
Böyle dostlukların tadı başka oluyor değil mi? Ne mutlu sana!

Ebruli said...

Sevgili Sanem;

Yazdıkların o kadar hoş, o kadar anlamlı ki; inan bütün yazdıklarını okumam uzun bir zamanımı alacak ama her gün bir kaç yazı okuyarak, hepsini okuyabilirim diye düşünüyorum...
Keşke daha önce,2006 yılında seni bulsaymışım...
En çok da "hayata bakış açını" çok sevdim. Benim için "hayat" ın anlamı o kadar önemli ki...
Güzel yazılarında buluşmak dileğiyle...